Kendirli Derneği - Ay'ın Yazısı


Kendirli Derneği KENDER
Dernek Sitemize Hoşgeldiniz
Sitemiz Güncel Haberleriyle Hizmetinizde
Dernek Sitemize Üye Olmak İçin Tıklayın

Kapat

Ali AKYILDIRIM
DARWİNİZM - EVRİM ALDATMACASI...
      

  Bu ayın konusunda, uzunca süredir dünya kamuoyunu ve bilimi meşgul eden ve Türkiye'de de geniş yankı bulan bir konu üzerinde "Darwinizm - Evrim Aldatmacası" konusu üzerinde açıkça, belirtilmesi ve bilinmesi gereken hususlara değinmek ve birtakım bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum...

Önce "Darwinizm" nedir, "Evrim Düşüncesi" nedir kısa bir tanımını yapalım;

  Evrim düşüncesi, Charles Darwin’in "Doğal Seçilim Yoluyla Türlerin Kökeni Üzerine" adlı eserinin 1859 yılında yayımlanmasıyla birlikte tarihte ilk kez bilimsel temele kavuştu. Çalışma, Darwin'in HMS Beagle gemisi ile 1831-1836 yılları arasında yaptığı araştırma gezisi sonrasında, özellikle Galapagos adalarındaki gözlemlerine dayandırarak oluşturduğu "biyolojik evrim" düşüncesi üzerinedir. Darwin, Türlerin Kökeni kitabında 6.bölüme "Teorinin Güçlükleri" adını vermiştir. Kitabında açıklamakta güçlük çektiği kısımları iki ana hatta ele almıştır: "İçgüdüler" ve "Ara-Geçiş Canlıları". Darwin, Evrim düşüncesini ortaya attığında henüz herhangi bir ara-geçiş formu bulunamamıştı. Ama Darwin'e göre ara-geçiş formlarının olması teorinin ayakta kalmasını sağlayan yegane unsurlardandır.

Bunu kitabında şu şekilde belirtmiştir;

"Eğer teorim doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara-geçiş çeşitleri mutlaka yaşamış olmalıdır... Bunların yaşamış olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir."

Aradan yaklaşık 150 yıl geçmiş olmasına rağmen halâ tek bir ara geçiş formu bulunamamıştır. Bu da Darwin'in kendi kitabında da belirttiği gibi Evrim Düşüncesini çürütmektedir.

İkinci konu olan içgüdülerden ise kitapta Teorinin Güçlükleri kısmında fazlaca söz edilmiştir.

"İçgüdülerin birçoğu öylesine şaşırtıcıdır ki, onların gelişimi okura belki teorimi tümüyle yıkmaya yeter güçte görünecektir. diyen Darwin içgüdelerin kalıtsal olamayacağını ifade etmiştir; Bir tek kuşakta alışkanlıkla birçok içgüdü edinildiğini ve sonra bunu izleyen kuşaklara soyaçekimle iletildiğini varsaymak ağır bir yanılgı olur. Bildiğimiz en şaşırtıcı içgüdüler, örneğin balarısının ve karıncaların birçoğunun içgüdüleri, alışkanlıkla kazanılmış olamaz."

  Charles Darwin'in yine kendi kitabında da vurgulamış olduğu gibi daha pek çok sayısı artırılabilir özellik bugün halâ cevabını aramaktadır. Örneğin; sadece insana has, ahlâk, vicdan, onur, gurur..vb kavramlar nasıl oluştu..?

Ayrıca Kambriyen Patlamasıyla birçok hayvan filumlarının birden ortaya çıkması Darwin tarafından şöyle yorumlanmıştır;

"Çok daha ciddi bir şekilde ortaya çıkan ilişkili bir problem daha vardır ki, bu da hayvanlar aleminin temel sınıflarına ait türlerin bilinen en aşağı tabakalardaki fosil kayalarında aniden ortaya çıkmasıdır.."

  Darwin evrimin gerçekleşmesini sağlayan ana mekanizmanın doğal seleksiyon olduğunu söylemişti. Ancak Mendel'in kalıtım kanunlarının kabulü ile evrimciler doğal seleksiyonun yeni canlıların kökeni konusunda yeterli bir açıklama getiremediğini görerek, evrim mekanizmalarına bir de "Mutasyon" kavramını eklediler. Neo-Darwinizm olarak tanımlanan bu yeni evrim modeli, evrimin doğal seleksiyon ve mutasyonların işbirliği sonucunda gerçekleştiğini savunmaktadır. Mutasyonların canlıları geliştirerek, yeni türler ürettiği iddiası ise en az doğal seleksiyonla ilgili iddialar kadar bilim dışıdır.

Amerikalı genetikçi B. G. Ranganathan mutasyonların etkilerinin zararlı olduğunu şöyle açıklar:

"Mutasyonlar rastgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu dört özellik, mutasyonların evrimsel bir gelişme meydana getiremeyeceğini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleşmiş bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir değişim ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir değişim kol saatini geliştirmeyecektir. Ona büyük bir ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir şehri geliştirmez ona yıkım getirir.."

Evrimci Pierre Paul Grassé ise mutasyonların bir canlıyı geliştirip, başka bir canlıya dönüştüremeyeceğini itiraf etmiş ve böyle bir inancı "hayal kurmak" olarak nitelemiştir..

Coelacanth, yıllar boyunca Darwinistlerin en ünlü sudan karaya geçiş ara formu olarak hemen her Darwinist yayında yerini alıyordu. Ta ki, CANLISI GÜNÜMÜZ DENİZLERİNDE BULUNANA KADAR! Darwinistleri en büyük sükutu hayale uğratan şey bu olmuştu. 200’den fazla kez yakalanan Coelacanth, 410 milyon yıl önce nasılsa öyleydi.

Yine yukarıdaki örneklerden de anlaşıldığı üzere Evrim'i çürütecek o kadar çok kanıt var ki ve ilginçtir bu kanıtların birçoğunu Charles Darwin kendi kitabında da belirtmiştir.. Ancak bu düşünceyi özümseyip, kendi hayatına uyarlamak isteyen kişiler ya da çevreler daha da öteye gidip bu çürümüş düşünceyi özümsemiş ve saçma iddialar ortaya atmak suretiyle temelsiz ve kanıtsız çeşitli makaleler yayımlamışlardır. Bir çok ülkede politika unsuru haline getirilip, resmi olarak korunmuştur. Kurucuları Mason olan "Nature" gibi bir çok Bilim Dergisinde Evrimi destekleyen makaleler yayınlanmış ve sözde "Bilim" diye insanlara bu yalan çeşitli sahtekarlıklarla yutturulmaya çalışılmıştır. Bu sahtekarlıklar o kadar ileri gitmiştir ki, 1912 yılında eski görünmesini sağlamak için demir çözeltisine batırılmak, fosil üzerine çeşitli kimyasallar sürülmesi yoluyla ve Orangutan Çenesi - İnsan Kafatası birleştirilmek suretiyle sahte bir ara-geçiş formu "Piltdown Adamı" oluşturulmuş, ve 40 yıl boyunca İngiltere'de Bilim-Tarih Müzesinde insanlara gösterilmiştir. Paleontoloji Bilimi (Fosil Bilimi) sayesinde bu sahtekarlık gün ışığına çıkarılmış ve Evrim tarihinde utanç bir durum teşkil etmiştir. Çok açıktır ki, Evrim Düşüncesi, canlıların varlığını ve kökenini tesadüflerle açıklayabilmek amacıyla çeşitli gerçek dışı tahminler ve varsayımlar, hayal mahsulü senaryolar üreten bir felsefe ve dünya görüşüdür. Aslında bir Pagan (Putperest) Dini" 'dir. Bir bilim bile değildir..

Birçok ateist Bilim Adamı, Evrimi sırf Allah'a cc inanmadığını destekleyici nitelikte bir görüş içerdiğini, materyalist, maddeci bir zihniyeti savunduğu için benimsemiş ve bunu itiraf etmişlerdir..

Darwinizm'de amaç, insanların son derece açık ve kesin bir gerçek olan yaratılış gerçeğini inkar etmelerini ve akıl dışı bir safsata olan evrim düşüncesine inanmalarını sağlamaktır. Adeta büyülenmiş gibi Darwinizm’in etkisi altına giren bir insan aynı zamanda evrim düşüncesini savunan kişilerin kontrolü altına girmiş demektir. Darwinizm ya da evrim düşüncesi, inanılması imkansız, akıl ve mantık dışı bir inançtır. Ancak son 150 yıldır, sayısız insan bu fikre garip bir şekilde bağlanmıştır ve hiçbir şey onları bu inançlarından vazgeçirememektedir. Gözlerinin önüne serilen tüm bilimsel deliller, apaçık gerçekler onların üzerindeki bu büyüyü kaldıramamıştır. Belki de şu an aklınızdan Darwinistlerin içinde bulunduğu durumu büyü yerine akıl veya kavrayış yetersizliği ile açıklamak daha yerinde olur diye geçiriyor olabilirsiniz. Ancak Darwinizm'e inanan insanların içinde eğitimli, profesör ünvanına sahip, hatta Nobel ödülü alan insanlar dahi olması, onların kavrayış yetersizliğinden ziyade adeta "bir büyünün etkisi altında" olduklarını göstermektedir. Yıllardır çeşitli sahtekarlıklarla gerçek diye yutturulan ve korunan, anti görüş bildiren öğretim görevlilerinin üniversitelerde yükselememesi hatta atılması, bağnaz diye sıfatlara maruz bırakılması bu gerçeğin ortaya çıkmasını sadece ertelemiştir. Gerçek eninde sonunda ortaya birşekilde çıkacaktı. Mevlana'nın şu güzel özlü sözü tam da bunu anlatır bize.

"Yarasanın gözü kamaşacak diye, güneş kendini gizlemez".

Evrimcilerin akıl dışı varsayımlarından biri de doğanın yaratıcı bir güce sahip olduğuna inanmalarıdır. Bu tuhaf varsayıma hem kendileri inanırlar, hem de insanları buna inandırmaya çalışırlar. Bu amaçla ellerindeki tüm imkanları seferber ederler. Örneğin televizyondaki bazı belgesel programlarında, dergi, gazete ve kitaplarda doğada bulunan herhangi bir güzellikten söz edilirken "Bu, doğanın insana bir armağanıdır", "Tabiat ananın bir mucizesidir", "Tabiat ananın bir vergisi olarak kunduzlar kendilerine muhteşem barajlar yaparlar." gibi ifadeler duymuşsunuzdur. Peki evrimcilerin sözde yaratıcı olarak öne sürdükleri bu "tabiat ana" kimdir? Evrimcilerin "tabiat ana" diyerek adeta -paganlar gibi- ilahlaştırdıkları bu kavram; ağaçlar, ırmaklar, çiçekler, kayalar, balıklar, taşlar, toprak, kediler, köpekler kısacası doğada bulunan hiçbir şuuru ve yaratma gücü bulunmayan canlı ve cansız varlıkların birleşmesinden oluşmaktadır.

Daha önce (2006 Eylül) internet üzerinde bir İstatistik Grubunda öğretim görevlileri ile tartıştığım Evrim Konusu üzerinde edindiğim birkaç hususu da burada belirtmek istiyorum. Okuyucularımızın da bu konuda bilgi edinmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şunu üzülerek belirtmem gerekiyor ki, Türkiye'de birçok "Bilim Adamı" Bilim'in ne olduğunu daha net olarak kavramış değil. Yabancı kaynaklı olsun da çamurdan olsun mantığıyla hareket eden, mantık süzgecinden geçirmediği, daha da kötüsü konu hakkında fikir sahibi bile olmadığı konularda sırf belirli Bilim dergilerinde yayınlanmış olduğu için konuyu savunma gereği duyan, yalan-yanlış İngilizce ya da diğer dillerdeki kaynakları Türkçe'ye çeviren sürüyle "Bilim Adamı" var ülkemizde. ve bunlar çeşitli üniversitelerimizde öğretim görevlisi sıfatıyla Bilim yaptıklarını sanıyorlar. Grupta Evrim tartışması ile ilgili en son yazdığım yazıyı örneğinize ve değerlendirmenize sunuyorum;

MAİL GRUBUNDA EVRİM TARTIŞMASINDAKİ SON YAZIM

Ne acıdır ki herhangi bir cevap alamıyorum.. Çünkü verebilecekleri bir cevap yok.. Ortaya fikir atmaktan ve eleştirmekten başka yapabildikleri birşey yok maalesef..

Dünya'nın en kolay işi "eleştirmek". Bir kişiyi eleştirmek için hiçbir donanıma ihtiyacınız yoktur.

Bugün bir çok örneğini televizyon ekranlarında da görebilmek mümkün. Örneğin;

Habertürk Kanalında "Sansürsüz" programında Evrim Düşüncesi tartışılırken telefonla yayına bağlanan Mine G. Kırıkkanat'ın sergilemiş olduğu tavır..

Eğer Mine G. Kırıkkanat’ın belirtmek istediği gerçek bilimsel bir iddiası varsa, şu durumda iddiasının delillerini ortaya koyması ve programı izleyen insanların karşılıklı delillere bakarak bir sonuç çıkarmasını beklemesi en doğrudur. Fakat Kırıkkanat’ın, kendi fikirleriyle uyuşmuyor diye karşı tarafa öfkelenmesi, karşı düşünceye tahammül edememesi son derece gariptir. Karşısındaki kişilere “şunu sor, bunu sorma” gibi buyruklarda bulunması, insanların taktıkları kravat iğnelerinin santimlerine kadar karışması inanılır gibi değildir. Söz konusu durum, Darwinist dikta mantığından kaynaklanmaktadır. İnsanların bir çoğu Darwinist dikta mantığını daha önce bu kadar yakından görmemiş olduklarından, Kırıkkanat’ın söz konusu programda sergilediği bu tavırları şaşkınlıkla karşılamış, bu öfkeli ve despot tutum geniş çevreler tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Büyük bir aldatmaca olan Darwinizm’i yıllardır tek yanlı olarak okullarda, üniversitelerde, konferanslarda, televizyonlarda, gazetelerde konuşuyor, anlatıyorlar Anti-Darwinist düşüncedeki kimseye tahammül edemiyorlar. Yıllardır karşınıza anti-Darwinist görüşte olan kimseyi çıkartmadınız, onları konuşturmadınız. Konferanslarınıza katılan anti-Darwinistleri hemen dışarı çıkartmaya yeltendiniz. Paniğinizin sebebi hep aynıydı: Evrim teorisinin çöküşünün ispatlanacağından ve gerçek bilimsel delillere karşı yenileceğinizden korktunuz. Ama artık "Kral Çıplak". Gerçekler gün ışığına çıkmaya başladı. Uyanmanın zamanı geldi. Bu çırpınışların nedeni de Anti-Darwinistler ilk defa televizyona çıkıp, bilimsel gerçekleri açık bir şekilde ifade edince bir anda paniğiniz daha da arttı. Hemen demokrasiden bahsetmeye başladınız. Yıllardan beri okullarda üniversitelerde tek yanlı eğitim yaparken suskundunuz, fakat karşı düşünceden birisi olunca aniden demokrasi aklınıza geliverdi. Üstelik sizler bu programa davet de edildiniz. Fakat gelmek istemediniz. Bunun sebebi açık; siz karşı görüşün olmadığı yerde konuşmak istiyorsunuz. Gerçek bilimsel delillerin olmadığı yerde tek yanlı Darwinist propaganda yapmak istiyorsunuz. Çünkü Darwinist ideolojinin yalnızca propaganda ile ayakta tutulabileceğini biliyorsunuz.

Bilim insanı demek, doğru veya yanlış herkesin fikrine saygı duyan, varsa bir tezi yanlışı düzeltip doğrulamaya çalışandır. Yanlış olduğunu düşünüp yok sayan değildir. Çünkü bilimde yanlış olduğu Sanılan birçok kuram veya önerme zamanla kabul görmüş ve ıspatlanmıştır. Ya da tam tersi. Örnegin Galileo Galilei; "1632'de yayınladığı "İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar" kitabı üzerine Engizisyon mahkemesi tarafından "dünyanın döndüğünü inkar etmesi" gerektiğini söylediler. Aksi halde engisizyon kellesini vurduracaktı. 69 yaşındaki Galileo "Ben Galileo Galilei şahitlik ederim ki..." diyerek vazgeçtiğine dair imzasını attı... Ama iddialara göre "Ama yine de dönüyor" demekten de kendini alamadı. Boynu vurulmaktan kurtulmuştu ama ömrünün sonuna kadar hapiste kalacaktı.."

Soruyorum Size, Bilim Adamı olarak Sizin Yaptığınız Engizisyon Mahkemesi'nin sergilemiş olduğu tavırla aynı değil midir..? Neden susturmaya çalışıyorsunuz..? Neden Halâ Orta Çağ zihniyetindesiniz..? Neden, neden, nedennnn..?

Evrim Düşüncesini ortaya atan şahısların niyetleri evrimi savunmak değil, insanlari inançlarından uzaklaştırmak, materyalist, maddeci bir zihniyeti insanlara empoze etmektir..

BU YAZIDAN SONRA 14.08.2009 "HABERTÜRK KANALI - SANSÜRSÜZ" PROGRAMINDA YAYINLANAN EVRİM TARTIŞMASINDAKİ EDİNDİĞİM BİRKAÇ HUSUS


UNUTMAYIN..!;

Gerçeklere Gözlerini Kapamak, Onları Ortadan Kaldırmaz

Son olarak şu ayeti kerime ile cümlelerimi noktalamak istiyorum..

Tin Suresi (95. Sure) 1-5 Ayet




(1-5) İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.

Dr. Robert Milikan (Nobel ödüllü, ünlü bir evrimci):
Şu çok acıklı: "Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz.."


Yazan: Ali AKYILDIRIM 15.08.2009 Cumartesi
(Kaynağını belirtmek koşulu ile yazıları serbestçe paylaşabilirsiniz.)


Yazı'ya Yorum EKLE



Paylaş
          
Ay'ın Yazısı Bölümüne Yazı Göndermek İçin Tıklayın.

<<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>
Üye Olun | Javascript | Kur'an Ziyafeti | Müzik MP3 | Misafir | Linkler | Dini MP3 | Resimler | Oyunlar | Duyurular

Ana Sayfaya DÖN