Kendirli Derneği - Ay'ın Yazısı


Kendirli Derneği KENDER
Dernek Sitemize Hoşgeldiniz
Sitemiz Güncel Haberleriyle Hizmetinizde
Dernek Sitemize Üye Olmak İçin Tıklayın

Kapat

Recep ALBAYRAK
KİRLİ OYUN ...
      Yine, hain saldırılar oluyor. Çok sayıda şehit... Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerinin ve milletimizin başı sağ olsun. Muhakkak ki ateş düştüğü yeri yakar. Hiç kimse bu kardeşlerimizin ve onların ailesinin yerinde olmak istemez. Allah sabrı cemil ihsan eylesin.

PKK; kendi kontrolümüzde olan yerlerde eylem yapıp onlarca Mehmetçiği şehit ettikten ve sekiz kişiyi kaçırdıktan sonra, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolacak kadar güçlü mü..? Uzaktan kumandalı mayınları ve roketatarları nereden buluyor..? Yarın helikopter veya füze ile saldırmayacağının garantisi var mı? İnsanın kanı donuyor, aklı ermiyor, ürküyor da ... 1000 yıldır beraber yaşamış insanlar arasında kardeş kanı döktürecek kadar gözü dönmüşler kimler..? Sahi Kürtler adına bu eylemleri yapanlar gerçekten Kürt mü? Bir sürü bilinmezlik...

Aynı anda saldırıların artması ve Ermeni tasarısının gündeme alınması,bir kışkırtma, yıldırma ve çökertme harekâtı değilse nedir..? Yıllardır kurgulanmış, dönem dönem stratejik değişikliğe uğratılmış alçak bir senaryo gereği bu kan akıtılmaktadır. Milletimizin, geçmişte uğramış olduğu her hangi bir menfur olayı bu konudan ayrı düşünmek beyhudedir. ASALA, Hrant Dink olayı, Rahip Santaro olayı, Ermeni tasarısı ve Enosis’in, arkasındaki güçlerden, bağımsız değildir PKK hareketi. Uzun vadede kimlerin ne kazanacağına bakmak lazım. Kısa ve orta vadede nelerin kaybedilebileceğine de…

Aylardır Türk Milleti üzerinde planlı bir şekilde uygulanan kışkırtma ve tahrik politikaları başarılı oldu. Sonunda, Silahlı Kuvvetler'e sınır ötesi harekât izni veren “Başbakanlık Teskeresi” meclisten geçti. Şimdi gündeme ne gelir..? Doğal olarak sınır ötesi harekat, yani savaş. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. Kurgulanan ve istenilen oyunun önemli bir adımıdır, “ Türk askerinin Kuzey Irak bataklığına çekilmesi”. Allah korusun..! Uçurum kenarı...

Savaş halinde ara renkler yok olur, her şey siyah ve beyazdır, sağduyu gider, öfke kin ve nefret hakim olur. İntikam hırsı ile sağlıklı karar alınmazsa bedeli ağır olur. Tabanını kaybetmek üzere olan bir örgütü besleyecek, ona yurt içinden ve sınır ötesinden taraftar toplayacak her türlü eylem ve siyasi kararlardan kaçınmak lazımdır. “Hadi canım; biz tarihi geçmişi olan ve büyük imparatorluklar kurmuş bir milletin temsilcileri olarak bize yapılanların hesabını sormayacak mıyız, teröristlere haddini bildirmeyecek miyiz..?” diyerek kamuoyu baskısı oluşturanların duygusal yaklaşımlarının tersine akıl ve reel politik gerçekler öne çıkartılarak tavır alınmalıdır. Hem bu menfur saldırılar devam ettiği müddetçe duyguları ile hareket edenlerin sayıları her geçen gün daha da artacaktır. Zaten söz konusu eylemler, aklımızla değil de duygularımızla hareket etmemizi istedikleri için yapılmaktadır. Aklım,bu bizim savaşımız değil diyor. Kardeşlere dayatılan kin ve nefret senaryosu... Bu senaryonun bir adım ötesi; daha büyük insanı , ekonomik ve siyasi kayıpların olacağı ve geri dönüşü olmayan bir maceradır.

Bu macera sonucunda; büyük uğraş verilerek düzeltilmeye çalışılan ekonomi tamamen çöker, AB ilişkileri askıya alınır, BM ambargoları başlar, Demokrasi insan hakları ve dolayısıyla yeni anayasa çalışmaları rafa kaldırılır. Demokrasinin zayıfladığı veya yok olduğu yerde bürokratik güçler ve mevcut düzenin değişmesini istemeyenler inisiyatifi tekrar ele geçirirler. Böylece bir Demokrasi, Özgürleşmek ve Zenginleşmek uğraşımız PKK tuzağı ile sona erdirilmiş olur. Muhatapların ve aktörlerin her şartta kaybettiği kirli bir oyun bu.

Düşünelim bir kere; tamamen bir araç ve maşa olan PKK ve sempatizanları yok edilse bile, milletimizin başka unsurları kullanılarak yeni bir terör kurgulanmayacağının garantisi var mı..? İşte bu öyle büyük ve kirli bir oyundur ki; ortaya konan hain senaryo neticesinde varmak istenilen kutsal hedefin çıkış zamanı bizim ve Kürtlerin tarihinden de eskidir. Hele birde o ulvi hedefe ulaşmak için her yol mubahsa… İşimiz çok zor… Allah yardımcımız olsun..! Acısız mutlu günler dileğiyle...

23 Ekim 2007 - Recep ALBAYRAK

İrfan SERDAR
KENDİ KENDİMİZE HANÇER SAPLAMAK...
      Bu yazımda güncel bir konuyu irdelemeye çalışacağım. Ülkemizde ve çevremizde bu kadar vahim olaylar meydana gelmekte iken bunlara kayıtsız kalıp başka bir konuda yazmak içimi rahatlatmayacak. Malumunuz ABD Ortadoğu Bölgesine “fiili olarak” da yerleştiğinden bu yana, bizim de sancılı yerlerimizi deşmeye başladılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme dönemine girdiğinden bu yana, ne zaman ülkemiz biraz “nefes almaya” başlarsa, hemen akabinde bir anormallik senaryoları iç ve dış koalisyonlar tarafından yürürlüğe konur. Bu senaryolar için elverişli ortam hazırlamakta da üzerimize yoktur.

Avrupa Birliği sürecinde, birçok riski de göze alarak çıkarılan demokratikleştirme yasaları ve uygulamalarından hemen sonra, terör olaylarının sosyal açıdan endişe verici boyutlara getirilmeye çalışılması tehlike arz etmektedir.
Devletimizin bazı dönemlerde vatandaşlarına karşı yanlış politikaları olmuştur. Dönemine göre, etliye sütlüye karışmayan sade vatandaş grubu hariç, herkes yakın tarihimiz boyunca sadece o dönemin yöneticilerinden kaynaklanan sebeplere binaen mağdur olabilmiştir. Ama bu tür gerekçelerin hiç biri Devletin Şahs-ı Manevisi’ne karşı güç kullanımını haklı kılmaz.

Bu kadar demokratikleşme açılımından sonra, terörün bölge halkından hala ciddi destek alması, halkımız arasında sosyal yönden ciddi sıkıntıların başlamasını getirebilir. Doğu kökenli vatandaşlarımızın bir karar vermesi gerekmektedir. Bu şekilde devam edip toplum tarafından top yekun ayrılıkçı ve şiddete açık insanlar olarak düşünülmeye devam mı edecekler; yoksa bu şiddeti kendi içlerinde eritip hep beraber güçlü ve mutlu bir Türkiye İçin çalışmaya mı başlayacaklar. Şu an yaşanan ortamın bölge insanını sıkıntıya sokmaktan başka neye yarayacağını bu insanlarımızın kendilerine sormaları gerekmektedir. Bütün o bölge halkının destek verdiğini iddia etmek büyük hata olur. Ama terörün Karadeniz Bölgesi’ne sızma girişimlerinin(ki,bu girişimler provakasyon amaçlıdır) bölge insanı tarafından nasıl karşılandığı ortadadır. Bölge halkımızın da tercihini güçlü bir birliktelikten yana kullanması durumunda ülkemiz daha güçlü ve huzurlu bir geleceğe kavuşacaktır.Ekonomik ve sosyal gerekçelerin bahane olarak kullanıldığını artık herkes kabul etmektedir. Ülkemizin bütün bölgelerinin seviyesi ortadadır.

Kurtuluş savaşını yapan şehit ve gazilerimizin kökenleri ne idi acaba? Azıcık derin düşünülürse ayrılıkçılığı savunmanın kendi kendimize hançer saplamaktan başka bir şeye yaramayacağını herkes görür diye düşünüyorum.
Ayrı noktaları ön plana çıkarmaksızın, maddi ve manevi ortak yanlarımızı düşünerek sağduyunun egemen olması dileğiyle…
Not:Bu yazı 2005 yılı Eylül Ayında Bt Hayat Dergisinde yayınlanmıştır.
22.10.2007 - İrfan SERDAR


           <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>
Üye Olun | Javascript | Kur'an Ziyafeti | Müzik MP3 | Misafir | Linkler | Dini MP3 | Resimler | Oyunlar | Duyurular

Ana Sayfaya DÖN