Kendirli Derneği - Ay'ın Yazısı


Kendirli Derneği KENDER
Dernek Sitemize Hoşgeldiniz
Sitemiz Güncel Haberleriyle Hizmetinizde
Dernek Sitemize Üye Olmak İçin Tıklayın

Kapat

Recep ALBAYRAK
TEKKE'NİN DERVİŞİ ...
         Beklenen gün gelmişti artık.Hiç vazgeçmediği,olabildiğince sabrettiği,iliklerine kadar istediği şey artık gerçekleşecek gibi…Tekkenin kapısında beklemenin mükafatı olan çorbanın içilmesinin yanında güzel yemeklerin ve tatlılarında sunulacağı biri olmanın sevincini de yaşıyor ve bu heyecan içerisinde o anın gelmesini bekliyordu.Sultanın hemen yanında aynı makamda oturmak ona eşdeğer olmak kimsenin haddine düşmez.Oda bunun bilincindeydi.Nede olsa Sultan tekdir,değerlidir,kutsaldır ve tabudur. En azından onun en yakınında halifesi olmak da güzel…Bunun düşüncesi ve Sultan tarafından kabul edilebilir olarak değerlendirilmesi de muhteşem bir duyguydu.

Etrafını çepeçevre kuşatan kara bulutlar dağılmaya başlıyordu. Çiçeklerin daha bir anlamlı ve güzel olduklarının farkına varabiliyordu artık. İnsandan gayrı ne varsa onun hizmetinde olması gerektiğinin inancıyla bunun hazzını yaşamak istiyordu.Sevgi adına ne varsa insanların mutluluğu için onların hizmetine sunulmasının gerekliliğine her zamankinden daha fazla inanıyordu.Dostluk,arkadaşlık,sırdaşlık ve yarenliğin toplumda önemini yitirse de çok istenilmesi halinde tekrar değer kazanabileceklerini önemsiyordu. Bunların başarılmasının hiç de öyle zor olmadığının ve her şeyden daha önemli olduğunun bilincindeydi.

Binaenaleyh hayallerinde şekillendirip,duygu ve hisleriyle anlam kattığı o siluete uygun aranılan Sultan için duygu ve hislerin arz edilmesi ve bunun kabul görmesinin inanılmaz gerçekliğiyle yüzleşiyordu.Bu onun vazgeçilmez idealiydi.Sevgi ve dostlukların paylaşıldığı zaman değer kazanacağı ve ancak bunların olması halinde insanlığın merhale kat edebileceği bir dünya hayalı kuruyordu. Ah!Bu uğurda her türlü fedakarlığın yapılabileceğine cüret etmek …

Dolayısıyla ”Yaşam ve duygular adına ne varsa sorgulanmalı,eski değer ve bidatler önemini yitirmelidir” diyor ve mücadele ediyordu. Sen sen ol,bende ben olayım ancak ortak bir noktada biz olalım hayalı ile sabırla beklemek ona elem vermiyordu bile. İnsanların en muhtaç olduğu şeyin “paylaşma ve dayanışma” olduğunu daha iyi anlayabiliyordu.

Kime ,ne aman ve ne yapılabileceğinin sorusu karşısında ;
- En yakınında ve en sevgiliye,
- İçinde bulunulan o anda,
- Sevgi,dostluk,arkadaşlık ve aşkın sunulabileceği,

Cevabının idrakiyle statükoya başkaldırabilmenin cesareti içerisinde bunu herkese haykırabilmenin düşüncesi bile güzeldi onun için. Akıl tutulması ,kalp çarpıntısı,Yıldırım çarpmasının bir önemi yok mu? Elbette var ama biliyordu ki bunlar o güzel duygunun birer tezahürüdür. Kendisine sabredilen ve saatlerce beklenilen Sultanın bunlara değer olduğunu da biliyordu.Sabır ağacının çatlaması hal’ide dokunmuyordu.Sultanlarında hata yapabileceği gerçeğiyle hüznün ve kederin kendi göz yaşları içinde kaybolması gerektiğinin yalnızlığını ve bu yalnızlığın ıstırabını yaşıyordu. Müsebbibinden bir özür bile beklemiyor ve bunun için gururundan taviz vermesini bile istemiyordu. Zaten oda sadece üzüldüğünü belirterek buna gerek bile duymamıştı ya! Ama dimdik ayaktaydı. Sözünü yerine getirmenin ve beraber olunacak zaman kadar tekkenin kapısını bekleyen derviş olmanın verdiği vakar olsa da

Sultansız bunların bir anlamının olmadığının da farkına varıyordu. Acı ama gerçek.Hüzünlü ama güzel.
Mamafih tüm bu yaşananlar kendi iç dünyasında bir fırtına koparsa da o yinede şöyle terennüm ediyordu.
Sultan iyi olsun,mutlu olsun,hoş olsun Varsın Dervişin eli de boş olsun Başlangıcın önemi yok yeter ki sonucu iyi olsun Sultan benim olsunda ne olacaksa olsun

01 Nisan 2008 - Recep ALBAYRAK


           <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>            <<< ARŞİV'E GİT >>>
Üye Olun | Javascript | Kur'an Ziyafeti | Müzik MP3 | Misafir | Linkler | Dini MP3 | Resimler | Oyunlar | Duyurular

Ana Sayfaya DÖN